banner34

AK Parti'de seferberlik! 81 ile gönderildi

AK Parti, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi için yapılacak referandumda halktan "güçlü" destek almak için kampanya çalışmalarına hız verdi.

AK Parti'de seferberlik! 81 ile gönderildi

AK Parti, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi için yapılacak referandumda halktan "güçlü" destek almak için kampanya çalışmalarına hız verdi.

BİLAL KÖSE
BİLAL KÖSE
29 Ocak 2017 Pazar 19:01
17 Okunma
AK Parti'de seferberlik! 81 ile gönderildi

AK Parti, referandum öncesi teşkilatın yol haritasını belirliyor.  Referanduma hazırlık için seferberlik başlatan Ak Parti, Cumhurbaşkanlığı hükümet  sistemini halka anlatmak için kolları sıvadı. İlk olarak teşkilatları meydanlara inmeden Ankara'da eğitim programına  alacak olan AK Parti, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin hem birinci ağızdan  doğru bir şekilde vatandaşlara anlatılmasını hem de "söylem birliği"ni sağlamayı  hedefliyor.  Bu kapsamda, Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan  Yardımcısı Yazıcı, 81 ilin siyasi ve hukuki işler başkanlarını Ankara'ya çağırdı.

Teşkilat için referanduma hazırlık niteliğindeki toplantıda Yazıcı,  perşembe günü Genel Merkez'de, Türkiye'nin dört bir yanından gelen kendisine  bağlı birim başkanlarıyla bir araya gelecek. Toplantıda, adım adım halk oylamasına gidilen süreçte, AK Parti  teşkilatlarının sahada yapacağı çalışmalar ve cumhurbaşkanlığı sisteminin halka  nasıl anlatılacağı değerlendirilecek. Yazıcı, partilileri bilgilendirecek ve  soruları yanıtlayacak.

REFERANDUMA ÖZEL KILAVUZ   

Referanduma hazırlık kapsamında, Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığınca  cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin detaylarıyla anlatıldığı kılavuz da  hazırlandı. Düzenlemeyi gerekli kılan nedenler ve yeni sistemin neler getirdiğinin  detaylarıyla paylaşıldığı kitapçık, milletvekillerine, tüm parti teşkilatlarına  ve belediyelere gönderildi. Kitapçıkta, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun ile yeni bir hükümet sisteminin inşa edildiği, bu sistemde yasamayı da  yürütmeyi de doğrudan milletin oluşturduğu belirtildi.  Sistemde, kanun yapma tekelinin TBMM'ye ait olacağı, cumhurbaşkanı ve  bakanların kanun teklif etme yetkilerinin olmayacağı, kanun teklifini, hiçbir  şarta bağlı olmadan sadece milletvekilinin yapabileceği ifade edildi.

İKİ BAŞLILIK SONE ERECEK

TBMM'nin hem çıkaracağı kanunlarla hem de "araştırma", "inceleme",  "yazılı soru" ve "soruşturma" mekanizmalarıyla denetim yetkisini daha etkin  biçimde kullanacağına işaret edilen kitapçıkta, yeni sistemde cumhurbaşkanının,  devletin ve yürütmenin başı olacağı, yürütmedeki iki başlılığın sona ereceği  vurgulandı. Mevcut anayasada yetkilerle donatılan ancak sorumsuz konumda olan  cumhurbaşkanının hem Meclise hem de millete karşı sorumlu hale geleceği, bir  başka anlatımla cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi modelinde yetki kullanıp da  sorumlu olmayan hiçbir makam ve kişinin kalmayacağı aktarıldı.  

2007'DE BAŞLAYAN İŞLEM TAMAMLANACAK

2007'deki anayasa değişikliğinin, hükümet sistemini başkanlık  sistemine yaklaştırdığı, milletin onayladığı bu değişimden geriye dönüşün söz  konusu olamayacağı, ilerlemenin başkanlık sisteminin inşası yönünde seyredeceği  kaydedildi.   Milletin yürüyüşüne uygun hükümet modelinin yani cumhurbaşkanlığı  sisteminin getirildiği, 2007'de başlayan işlemin tamamlanacağı, yürütmede iki  başlılığın ortadan kalkacağı, böylece gelecekte yaşanması muhtemel devlet  krizinin de ortadan kalkacağı vurgulandı. Cumhurbaşkanının, anayasal yetkilerini kullanmasının bazı çevrelerde  "fiili durum" eleştirisine yol açtığı hatırlatılan kitapçıkta, fiili durumun söz  konusu olmadığı, cumhurbaşkanının kaynağını mevcut anayasadan alan yetkilerini  kullandığı ifade edildi.

Güçlü bir parlamentonun, diktatörlük eğilimlerine asla izin  vermeyeceği,  yeni sistemde, parlamentonun daha güçlü olduğu, parlamentonun  koyduğu kanunlar çerçevesinde icrai görev yapabilen, parlamentonun onayladığı  bütçe ile sınırlı olarak halka hizmet eden, seçimle gelip seçimle gidecek olan  cumhurbaşkanının diktatör olacağını iddia etmenin, mantıklı hiçbir izahı olmadığı  kaydedildi.Demokratik cumhuriyetin sahibinin millet olduğu, milletin, cumhuriyeti  ve demokrasiyi içselleştirdiği, Kurtuluş Savaşı'nda yedi düvele karşı her şeyini  ortaya koyarak vatanı kurtaran milletin, "yeni Türkiye"nin inşasında cumhuriyeti  en kıymetli kazanım olarak belirlediği, son olarak 15 Temmuz darbe girişimine  karşı bütün gücüyle direndiği, tarihte örneği görülmeyen bir biçimde darbecileri  hezimete uğrattığı, vatanına, bayrağına, egemenliğine, demokratik rejimine sahip  çıktığı belirtildi.  Böylesi duruşları sergileyerek tarihe not düşen millete karşı, rejim  değişikliği ve diktatörlükten söz etmenin, milleti tanımamak, onun gücünü hafife  almak anlamına geldiği, dolayısıyla rejimin ve demokrasinin teminatının,  mevzuatın da ötesinde bizatihi milletin kendisi olduğuna işaret edildi.

Hükümet kuramama sorununun ortadan kalkacağı, yönetimde istikrar  sağlanacağı, üniter yapının "kırmızı çizgi" olduğu, cumhurbaşkanlığı sisteminin  bu yapı korunarak formüle edildiği, yeni sistemde hesap sorulamayan ve hesap  verebilir olmayan hiçbir yetkilinin kalmayacağı, yargı alanında da önemli  değişiklikler yapıldığı, öncelikle "yargı bağımsızlığı" ilkesine, "tarafsızlığı"  şeklinde ekleme yapılarak, yargının tarafsızlığına güçlü vurgu yapıldığı ifade  edildi.

SIKIYÖNETİM KALKIYOR, OHAL YENİDEN DÜZENLENİYOR

Sıkıyönetimi gerektiren hallerin, olağanüstü hal (OHAL) ilanının  sebepleri arasına alındığı, cumhurbaşkanınca OHAL ilanı kararı verilmesi  durumunda, aynı gün içinde Resmi gazete'de yayımlanacağı ve TBMM'nin onayına  sunulacağı, OHAL'in gerekli kıldığı konularda çıkarılan cumhurbaşkanlığı  kararnamelerinin, aynı gün Meclise sunulacağı ve Meclisin 3 ay içinde  onaylamaması halinde hükümsüz kalacağı, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonra  olağanüstü hal kararnamelerine ilişkin, Meclisin ucu açık onay sürecinin ortadan  kalkacağı ve takvime bağlanacağı belirtildi. Kitapçıkta, cumhurbaşkanlığı sisteminde yürütmenin başı konumundaki  cumhurbaşkanının ve yasama organının, genel seçimle belirleneceğine, yasama ve  yürütme erkleri arasında oluşabilecek çekişmelerin çözüm aracının da seçim  olacağına dikkat çekildi. Yasama ve yürütmeyi inşa edenin de değiştirenin de egemenliğin yegane  sahibinin millet olduğu, yeni sistemde beklentileri karşılayamamanın kılıfının  olmadığı, yürütmenin başı olan cumhurbaşkanının, yardımcıları ve bakanları ile  üst düzey yöneticileri atama, geniş alanları kapsayacak şekilde kararname çıkarma  yetkisi ve bütçe yaparak Meclise sunması gibi temel yetkilerin,  yürütmenin egemenliğinin sahibi millete, bahanesiz hesap verme zorunluluğunun  göstergeleri olduğu kaydedildi.

YARGI YOLU AÇIK

Tüm işlemlere karşı yargı yolu denetiminin açık hale getirildiği,  anayasada değişiklik sağlayan kanunla cumhurbaşkanının tüm işlem ve eylemlerine  karşı idari yargı, cumhurbaşkanlığı kararnameleri için ise Anayasa Mahkemesi  yargı yolunun açıldığı vurgulandı.  Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin birlikte yapılacağı ve  birlikte yenilenebileceğine işaret edilen kitapçıkta, cumhurbaşkanının, Meclis  seçimini yenileme kararı alması durumunda, kendi seçiminin de yenileneceği,  TBMM'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerini yenileme kararı alması halinde, Meclis  seçimlerinin de yeniden yapılacağı, birlikte seçime gidilerek sistemin  tıkanmasının önleneceği, birlikte seçim yenilenmesinin, yasama ve yürütme  arasında yaşanacak sorunları çözeceği, denge-denetim işlevi gören ve uzlaşma  arayışını canlı tutan bir mekanizma oluşturacağı belirtildi.


Kaynak:Haber7

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner33