banner34

Devrik Bir Sultan; II.Abdülhamid

Devrik Bir Sultan; II.Abdülhamid

BİLAL KÖSE
BİLAL KÖSE
10 Şubat 2017 Cuma 17:19
21 Okunma
Devrik Bir Sultan; II.Abdülhamid
Sultan Abdülhamid;

Osmanlı ulemasının ve ileri görüşlü devlet adamlarının akıl bile edemeyeceği bir devirde, diplomasi savaşlarının had safhaya yükseldiği bir çağda 19.yy’da, 31 Ağustos 1876’da hilafet mührünün ve hanedan tacının başına geçirildiği Osmanlıda tahta geçen kudretli sultan.
Kafes yıllarını kendini geliştirmekle geçiren, Avrupa ve Balkanları yakından takip eden, görünürde İslamcı ancak yaptığı atılımlar ile tam bir batıcı olarak akıllara kazınan, zaman zaman İttihatçıların baskısı ile karşılaşan ve muhalefetine maruz kalan bir saltanat dönemi ile karşımızdadır Sultan Abdülhamid.

Kimileri kendisine ‘’Kızıl Sultan’’ diyecek kadar küstahlaşır. Kimileri ise ‘’Gök Sultan’’ diyecek kadar övünür.
Kızıl ve Gök Sultan ayrımı yapmak kimsenin de haddine değildir. Zira Sultan devrinin şartları ile şartlanacaksa eğer politikayı A’dan Z’e kadar hatim etmiş tam bir siyaset erbabıdır.

Osmanlı Devletinin Buhranlı senelerinde, işinin ehli olmayan siyasetçi ve devlet adamlarının var olduğu bir dönemde, eşi benzeri olmayan, iki elin parmağını geçmeyen dirayetli ve tecrübeli devlet adamlarıyla sözüm ona ‘’Dalgalı denizlerde gemisini limana ulaştırmayı başaran yegâne kaptandır’’ benim nazarımda.

Evet kaptandır. Ama o denizde değil karada kaptanlık yapmıştır. Çünkü ülke ekonomik kriz yaşamakta, dar boğaz günlerini atlatamamakta, batılılaşma çalışmaları ile açılan kurum ve kuruluşların hatta okul ve fabrikaların maddi giderlerini aldığı borçlar ile karşılamakta, hem kara ordusuna ve hem de deniz donanmasına aktaracağı bir fon bulunmadığından sadece kara ordusuna önem veren bir sultandır.

Merkezi idarenin Meşrutiyet ile darbe görmesi, ülke siyasetinde ikilik yaratması Sultan Abdülhamid’i yıldırmamış, Balkan devletleriyle yapılan savaşlar, İç isyanlar ve akıllara 93 Harbi olarak kazınan Osmanlı Rus Harbi, Sultan Abdülhamid’i yolundan alı koyamamıştır.
Zira kurtuluşun eğitimle, eğitimli bir nesil ile gerçekleşeceğinin bilincindedir. Adını zikretmekle bitiremeyeceğimiz onlarca Sanayi Mektebi, Kız Mektebi, Muallim Mektepleri vb. okullar açarak Cumhuriyet Kadrosunu oluşturan, Cumhuriyet Döneminde önemli işlere adını yazdıran sayısız devlet adamı, asker ve memur yetiştirilmesinde ön ayak olan yegâne insandır. Çünkü Cumhuriyet kadrosu Sultanın açtığı okullarda, vatana, millete, dine ve ülkü bilinciyle eğitim veren bir anlayışla yetiştirilmiştir. Kendisinin bu ileri görüşlülüğü sayesinde ülkemiz çıkılmaz denilen kara günlerden çıkmasını Sultan Abdülhamid sayesinde başarmıştır.

 Onca güzel işleri başarmanın da bir cezası vardır ki bu en kötüsüdür. Vatana ve Millete sayısız hizmet götürmesi, 19 ve 20. YY’ın savaş ve kargaşa ortamında devleti ve milleti bir ve diri tutmanın hükmü, Sultanı iktidardan ve yönetme hakkından men edilmesi olmuştur.
12 Nisan’ı 13 Nisan’a bağlayan gece de Taksim Kışlasına bağlı Avcı Taburu askerleri subay ve amirlerine karşı gelerek isyan etmiş, din adamlarının öncülüğünde Meclis-i Mebusuna yürümüştür.

‘’Şeriat isteriz’’ nidaları ile İstanbul sokakları inletilmiştir.

Oysa 23 Aralık 1876’da ilan edilen Kanun-i Esasi’de batının hukuk maddeleri örnek alınmış ancak Türk-İslam geleneğine uygun olarak düzenlenerek bu kanunlar yürürlüğe sokulmuştur.
Ancak Askeri kadrolar içerisine sözde ‘’Askeriyeyi yenilemek ve yeni savaş taktiklerini öğretmek’’ maksadıyla subay olarak orduya sızan casuslar askeriye üzerinde söz sahibi olmayı başarmış ve askerler üzerinde ülkenin ‘’Şeriata aykırı yönetildiği’’ fikrini empoze etmişlerdir.
           
Olması gereken ise, askerin kışlasında talimini yapması, savaşa her daim hazırlıklı bulunması, alışılanın dışında gerçekleşen olaylara ise müdahale ederek sükuneti sağlamasıdır. Asker’in hele hele günümüz tabiri ile Er-Erbaş sınıfına mensup olan askerin, tüccar, çiftçi, sarraf veya ulema gibi her zaman hukuk’a sığınması beklenemez ki onca talim ve terbiye arasında ‘’Ülke meseleleri ne ara konuşulmuştur!’’

Tarih bu noktada devreye girer ve ‘’Şeriat’’ yalanının arkasına saklanan asıl nedenin Batılı devletlerce tezgah edildiği, Osmanlı İmparatorluğu mirasından pay elde etmek için tek şartın Sultan Abdülhamid’i bir isyan ile devirmek olduğudur.
           
Çıkan isyanı ise İttihat ve Terakki mensupları siyaset merkezleri olan Selanik’ten 3.Orduyu yani tarafımızca bilinen Harekât Ordusunu Payitahta göndererek bastırmayı başarmıştır. Kurulan Harp Divanlarında ise İsyancılar yargılanarak  ‘’Ölüm’’ cezasına çarptırılmıştır.
Ülke genelinde Olağan Üstü Hal ilan edilerek Meclis-i Ayan ve Heyet-i Mebusan üyelerince olayların önüne geçebilmek ve ülkede sükûneti sağlayabilmek adına tek çarenin Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesinde ve yerine 27 Nisan 1909’da V.Mehmet’in tahta çıkmasında bulmuşlardır.

Meclis-i Ayan ve Heyet-i Mebusan üyeleri İstanbul’da asayişi sağlamak ve Sultanın ve hareminin can güvenliğini temin etmek amacıyla Sultan Abdülhamid ve maiyetinin Selanik’e (Alatini Köşkü) gönderilmesi ve göz hapsinde tutulmasına karar verdiler.
3 yıl boyunca Selanik’te ikamet eden Sultan daha sonra İstanbul'daki Beylerbeyi Sarayı'na getirildi.

Ömrü hayatı boyunca güzel işlere imza atan ve sayısız hizmetlerde bulunan Halife Sultan II. Abdülhamid Han sürgünler ve hüzünler arasında 10 Şubat 1918'de yakalandığı zatürre hastalığından dolayı İstanbul'da vefat etti.

Vefatının 99 sene-i devriyesinde mekânı cennet olsun temennisi ise.
 
Dipnot:
Münir AKTEPE, II.Abdülhamid maddesi, İslam Ansiklopedisi, cilt: 01; sayfa: 216.
İMAMOĞLU Hüseyin Vehbi, ‘Sultan Abdülhamid’e Muhalefet: İttihat ve Terakki Cemiyeti ve I.Dünya Savaşına Giden Yol’, TASS, 2015.
 
 
Son Güncelleme: 10.02.2017 18:20
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner33